Bilim insanları

“Bilim insanları”nın Çocukluğu ve İbretlik Bir Anekdot

Bilindik sanat ve bilim insanları hakkında ilginç bilgiler paylaşıp değişik bir sonuca bağlayacağız. Hazır mıyız millet?

Albert Einstein’in dört yaşına kadar konuşamadığını ve yedi yaşına kadar da okuyamadığını biliyor muydunuz? Beethoven’ın müzik öğretmeni ise onun asla bir besteci olamayacağını söylemişti. Ya genç Ludwig Beethowen ona inansaydı? Woolworth Mağazalarının kurucusu F. W. Woolworth bir mağazada çalışmaya başladığında gerekli duyarlılıktan yoksun olduğu gerekçesi ile müşteri ilişkilerinden uzak tutulmuştu. Walt Disney ünlü olmadan önce çalıştığı gazeteden işe yaramaz düşünceleri olduğu gerekçesi ile kovulmuştu. Caurso’ya müzik öğretmeni: “Sen asla şarkı söyleyemezsin, çünkü sesin yok!” demişti. Tüm bu insanlar çevrelerindeki kişilerin söylediklerine inansaydı ne olurdu? Dünya Beethowen’in müziğinden, Caruso’nun sesinden, Einstein’in buluşlarından yoksun kalacaktı.

Bill Gates’ten tut, bir çok bilindik güncel olarak kullandığımız bir çok İnternet sitesi ve teknolojik aletlere kadar pek çok şeyin mimarı olup sonradan köşeyi dönüp dünyanın efendisi olmayı başaran insanlar var ya hani! Bu “bilim insanları”nın geçmişine bakın şunlardan en az birisini göreceksiniz;

  • Göçmen Olma Durumu
  • Trajik Bir Çocukluk
  • Bir Çok Nitelikten Yoksun Olma (Mesela ayakkabı bağlayamamak, bakın şu haberdeki otistik çocuk hakkında ayakkabısını bile bağlayamaz DEMİŞLER (bak gene başkaları demiş ilk paragraftaki gibi) çocuk hakkında Einstein’e rakip olarak görüldüğü söyleniyor, nereden nereye… Ayrıca geri gelmişken sevgili dostum kendini sadece sen sınırlarsın bir başkası asla sınırlamaz, başkaları şartların kötülüğüne ağlarken başaracağım diyen ve gereğini yapan başarır.)
  • Yokluk ve Kötü Şartlar İçinde Büyüme
  • Çoğu İnsandan Farklı Olmak ve Bununla Barışık Olarak Bu Durumu Güçlü Bir Silaha Dönüştürmek
  • Okul terk olmak
  • Çeşitli sosyal ve biyolojik bozukluklardan muzdarip olmak (ilginçtir)

Peki biz buradan ne ders çıkaralım derseniz insanların ne dediğine aldırmadan hedeflere doğru akın. Bakın size bir hikaye de ben anlatıyım; insanları ikna etmenin ne kadar saçma bir şey olduğunu görün kendi gözlerinizle;

“Bir adam eşi ve atın üzerinde beraber yolculuk ediyormuş. Yolları bir köye düşmüş ve köye girdiklerinde onlara sormuşlar:
-Hayvana yazık değil mi ikinizde üstündesiniz, o tek kişi siz iki.
Bunun üzerine adam atın üstünden iner ve diğer bir kesim ise;
-Vay kılıbık aptal herif, kendisi oturmuyor karısını oturttu der.
Bunun da üzerine adamın karısı attan iner ve kocasını oturtturur. Bunun üzerine başka bir kesim de der ki;
-Vay öküz herif, kendi atın üstünde oturuyor karısı yürüyor.

İbretlik. Açık sözlü olmak gerekirse siz ne yaparsanız yapın akıl hocalarınız, büyükleriniz, aklı basan akranlarınız hariç kimseyi takmayın. Sonuçta hayat sizin hayatınız, karar mercisi sizsiniz. Bu adamlar bu kafayla başardılar. Millet yukarıdaki haberdeki bebe ile dalga geçmiş ama belki de bir çok bilim insanları nın geçmişinde olduğu gibi gelecekte teknolojiyi bu çocuğa borçlu olurlar? Ha o çocukla dalga geçen acizlere sorsanız insanlığa ne faydanız var diye tek faydaları herhalde azot döngüsüne katkı sağlamaktır 😀

Asıl sadede geliyorum. Dışarıda gerçekten çok güzel bir hayat var, harbiden hayal satmıyorum bakın. FAKAT bu hayatı elde edebilmek için bazı gerçekleri bilmek ve hayata uyarlamak gerekiyor. Yukarıdaki adamlar ve saymak istemediğim nicelerinin ezici çoğunluğu hayatın içinden pişip sonradan KENDİ KRALLIKLARINI İLAN ETMİŞ İNSANLAR! Sonrasında ise hayatın zevk-i sefasını sürdüler…

Unutmayın, her şey gelip geçicidir, baki olan tek şey ise…

Hadi sağlıcakla…

Diğer Yazılarımızı Okumak İçin: https://www.kaptanyaziyor.com/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir